top of page

Anoreksiya Nervoza

6 gün önce
3 dakikada okunur

Psikopatolojilerde yaşanması en zorlu olanlardan biri yeme bozukluklarıdır. Bunların içinde belki de en bilineni ve yıkıcı sonuçları olan anoreksiya nervozadır. Bu problemde yiyecek alımı kısıtlanarak ciddi kilo verme durumu söz konusudur. Anoreksiyanın tedavisinde çeşitli terapötik yaklaşımlarla danışana yardımcı olmaya çalışılır ve eş zamanlı olarak, kişi gerektiğinde yatılı serviste ya da ayakta tedavi sürecindeyse, bir beslenme ve diyet uzmanının süreci takip etmesi kritik önem taşır.

Terapötik yaklaşımlardan Duygu Odaklı Terapi, bu zorlukta ciddi ve kalıcı bir tedavi anlayışı sunmaya çalışır. Öncelikle anoreksiya, bu yaklaşıma göre şu şekilde kavramsallaştırılabilir: Kişinin içinde kendisini sürekli eleştiren, ona yetersiz olduğunu hissettiren ve daha fazla zayıflamasını söyleyen bir iç ses vardır. Bu ses kişide o kadar yoğun duygular ve düşünceler yaratır ki, aynada kendini ve ne kadar zayıf olduğunu gerçekçi biçimde algılamakta zorlanır ve daha fazla zayıflaması gerektiğini düşünür. Bu eleştirel sese Duygu Odaklı Terapide anoreksik ses denmektedir.

Bu sesle birlikte kişiler duygularıyla doğal ve normal bir şekilde ilişkilenmekte zorluk yaşarlar; ikincil ya da maladaptif duygularla hayatlarını sürdürürler. Kilo almaktan çok korkarlar ve kısıtlayıcı davranışlarını artırarak devam edebilirler; bedenlerinden dolayı utanarak olabildiğince küçülme ve kendilerini saklama eğilimi hissedebilirler; aynaya baktıklarında ya da içsel olarak bedenlerine karşı tiksinti duyabilirler. Öfkeyi de genellikle kendilerine yöneltirler — yeterince iyi olmadıklarını düşündükleri için kendilerine kızabilir ve kendilerine zarar veren davranışlarda bulunabilirler.

Terapide öncelikli hedef, kişilerin bu anoreksik sesle ne kadar iç içe geçtiklerini fark etmelerini sağlamaktır. Kişiler bunun kendilerinin tamamı olmadığını, bir ses olduğunu fark ettiklerinde, bu sese karşı ne kadar zorlandıklarını ve yorulduklarını hisseden eleştirilen parça iletişime geçirilir. Bu genellikle çift sandalye dediğimiz bir teknikle çalışılır.

Eleştiren parça ile eleştirilen parça iletişime geçebildikçe, eleştirilen parça haklı öfkesini ortaya koyabildikçe kişi kendini daha bütün hissetmeye başlar ve eleştirel parçanın kendisini neyden korumaya çalıştığını fark edebilir. Daha sonra kişiler bu eleştirel parçanın aslında baskın bir sesten geldiğini fark edebilirler. Bu ses genellikle aile içinden bir yakına, örneğin içsel olarak hissedilen annenin sesine aittir — tabii ki bulunulan çevre ya da akran ilişkileri de böyle bir sesin içselleşmesine neden olmuş olabilir.

Bu fark edildiğinde çift sandalye çalışmasından boş sandalyeye geçilir ve kişi, içselleştirdiği annenin sesi ile kendi sesini terapist eşliğinde çalışır. Buna genellikle bitmemiş işler denir. Bitmemiş işlerde yarım kalan hikâyeler ve birincil duyguların — haklı öfke, kendine güven gibi koruyucu duyguların — deneyimlenmesi hedeflenir. Sonuç olarak kişi, birincil duygularını daha fazla deneyimledikçe kendini olduğu haliyle sevmeye ve kabul etmeye başlar.

Burada aktarılan yaklaşım, anoreksiya nervozanın tedavisinde umut verici bir çerçeve sunsa da, uygulanması son derece dikkatli ve titiz bir çalışmayı gerektirir. Danışanın fiziksel durumu, kilo takibi ve tıbbi riskleri bir hekim ve diyetisyen eşliğinde sürekli izlenmelidir; duygusal keşif çalışmalarına ancak kişinin bunu güvenle taşıyabileceği bir zeminde, uygun klinik eğitim almış bir terapist tarafından ve gerektiğinde intihar ve kendine zarar verme riski değerlendirilerek girilmelidir. Anoreksiya, kırılganlığı yüksek bir tablo olduğundan, bu süreç aceleye getirilmemeli ve her danışanın kendi temposuna, tıbbi tablosuna ve hazır oluşuna göre şekillendirilmelidir.


Kaynakça

Dolhanty, J., & Greenberg, L. S. (2009). Emotion-focused therapy in a case of anorexia nervosa. Clinical Psychology and Psychotherapy, 16, 366–382.

Dolhanty, J., & Greenberg, L. S. (2007). Emotion-focused therapy in the treatment of eating disorders. European Psychotherapy, 7, 97–116.

Espeset, E. M., Gulliksen, K. S., Nordbø, R. H., Skårderud, F., & Holte, A. (2012). The link between negative emotions and eating disorder behaviour in patients with anorexia nervosa. European Eating Disorders Review, 20(6), 451–460.

Geller, J., Cockell, S. J., Hewitt, P. L., Goldner, E. M., & Flett, G. L. (2000). Inhibited expression of negative emotions and interpersonal orientation in anorexia nervosa. International Journal of Eating Disorders, 28, 8–19.

Greenberg, L. S. (2002). Emotion-focused therapy: Coaching clients to work through their feelings. American Psychological Association.

Skårderud, F. (2007). Shame and pride in anorexia nervosa: A qualitative descriptive study. European Eating Disorders Review, 15(2), 81–97.

Waller, G., Babbs, M., Milligan, R., Meyer, C., Ohanian, V., & Leung, N. (2003). Anger and core beliefs in the eating disorders. International Journal of Eating Disorders, 34(1), 118–124.


 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • YouTube

©2024, Klinik Psikolog Buğra Kal tarafından kurulmuştur.

Her hakkı saklıdır.

- Kadıköy Psikolog- Psikoterapist 

bottom of page